|
YEMEKLER
Karaşar mutfağında
karbonhidratlı besin maddeleri geniş yer tutar. Yağ, süt, peynir ve yoğurt
bolca bulunur.
Karaşar yemekleri arasında tarhana özel bir yer tutar. Tarhanaya verilen
önem şu sözlerle dile getirilir:
Tarhana : Tarhana aşı, merdiven başı.
Karaşar'ın geleneksel yemekleri ve yapılışları şöyledir:
İnce Tarhana
Un yoğurtla karıştırılıp, yanına sarımsak konup güneşe serilir. Böğrüne
bulut almasın diye ayna konur. Bir gün sonra ekşir, kalburdan geçirildikten
sonra kullanılır.
Yoğurtlu Çorba
Malzemeler: Yumurta, pirinç, torba yoğurdu, un, yarma, tereyağı, nane
Yumurta, pirinç, torba yoğurdu, bir miktar un, beyaz buğdaydan yapılmış
yarma, kızartılmış yağ, nane katılarak karıştırılır. İçine erimiş yağ
dökülür. Üzerine kuru nane serpilir.
Bulamaç Aşı
Malzemeler: Un, tuz
Un, yeterli su ile bulamaç haline getirilir, karıştırılarak pişirilir.
Oğmaç Aşı
Malzemeler: Un, tuz ve tereyağı
Un üzerine elle su serpilerek karıştırılır. Küçük küçük hamur parçacıkları
hazırlanır. Kaynayan su içine konur. Tuz, kuru nane konularak pişirilir.
Üzerine kızdırılmış kırmızı biber ile tereyağı dökülür.
"Omaç veya "oğmaç" aslında unlu ve hamurlu bir yemektir.
Umaç, kuzey Türkleri ile Orta Asya' da geniş olarak bir makarna veya erişte
çorbasıdır. Ama bu Orta Asya Türk erişteleri, çoğu zaman yuvarlak kesilir.
Orta Asya' da buna, "umaç" denir. Bunların içine, bazen hafiif
et parçaları koyan Türkler de vardı. Çağatay ve Doğu Türkistan Türk kültür
çevrelerinde bazen un çorbası için bile, "umaç" denir. Derleme
sözlüğüne göre Anadolu'nun bazı yerlerinde, "avuçta ufalanarak yapılmış
hamur çorbası" için de, "uğmaç" denir. Hatta şöyle bir
atasözü vardı: "Uğmaç uğmayı bilmez, ele tutmaç kesmeğe gider"
"Omaç aşı", Anadolu'nun çeşitli yerlerinde de, ayrı ayrı anlaşılıyor.
Orta Asya'da, "erişte çorbası" anlamına söylenen "umaç",
Anadolu'da daha değişik olarak açıklanıyor. Çünkü bizde erişte ve erişte
aşına, "tutmaç" denilir.
Uğmaç veya oğmaç sözü, omaç' tan daha eskidir. Ayrıca omaç, çok kolay
yapılan bir yemekti. Tutmaç için, hazırlanmış bir erişte gereklidir. Nitekim
bu konuda 15.yüzyılda, Anadolu'da yaşamış bir Türk şairi olan Ruşeni,
şöyle diyor:
"Ne unu var idi edeydi tutmaç,
Gehi omaç edip, gehi bulamaç"
Anadolu' da omaç çorbasına bazen peynir, yağ, soğan ve pekmez de konur.
Fırınaşı
Besi kemikleri kurutulur. Bu kemikler göce ile birlikte bir tencereye
ya da bir çömleğe konup, akşam mahalle fırınına konur. Sabaha kadar fırında
pişen bu aş olur ve sabah kahvaltısı yerine yenir.
İçi Katıklı
Malzemeler: Un, tuz, kavurma, soğan, baharat, peynir, sıvıyağ
Yumuşak olarak hamur hazırlanır, pazılanır. Pazılar açılır yufka haline
getirilir, üzeri yağlanır, mendil şeklinde katlanır, tekrar açılır.
Sacda pişirilir, sıcakken yerde üzerine tereyağı sürülerek yenir.
Gömme
Malzemeler: Un, tuz ve tereyağı
Köydeki ocaklarda yapılabilir.
Ocağa ateş yakılır. Yakma işi ocak kızıncaya kadar sürer. Unla (tereyağı
katılarak) çok sert hamur hazırlanır, ekmek büyüklüğünde açılır (yazılır).
Isınmış ocak taşının üstü, küller yana çekilerek temizlenir, yazılmış
hamur taşın üzerine yerleştirilir. Altı çok hafif piştikten sonra ters
çevrilir, üstü külle kapatılır. Kül üstüne korlar (köz) yerleştirilir
ki çabuk soğumasın. Gömme, sıcak taş ile kül arasında pişinceye kadar
bekletilir. (Gömme daha çok kışın, ev gezmeleri sırasında akşamları yapılır.)
Debitleme
Malzemeler: Un, tuz ve tereyağı
Hamuru, ekmek hamuru kıvamında hazırlanır. Pide gibi (uzun) açılır. Köy
fırınında yahut toprak sacda pişirilir. (Yağlanarak) yenir.
Mamıs
Malzemeler: Un, tuz, şeker ve tereyağı
Kaynar suya un, az yağ, az tuz konarak pişirilir. Ekmek hamuru kıvamına
gelince, kaşık ucuyla ve kesme şeker büyüklüğünde alınarak tepsi veya
tabağa konur.
Üzerine önce toz şeker, sonra tavada eritilen, kızartılan tereyağı dökülür.
Gözleme
Malzemeler: Un, yağ
Hamur açılır, yağlanır, dürülür. Bir kez daha yağlanır. Sonra bikleğece
geçirilerek yağlı kısmı saça serilir. O kısım pişinceye kadar üst kısmı
yağlanır.
Cızlama
Malzemeler: Un, su, tuz, yumurta ve sıvıyağ
Un, yumurta, su ve tuz boza kıvamında bulamaç haline getirilir. Tavaya
bir kaşık sıvı yağ konarak kızdırılır. Hazırlanan bulamaçtan bir çorba
kepçesi kadar tavaya konur, yayılır, pişirilir.
Alt yüz pişince üstüne tekrar bir kaşık yağ dökülerek alt üst edilir.
İkinci yüz de pişince yemeye hazır hale gelmiş olur. Cızlama pişerken
tavada devamlı olarak hareket ettirilir. (Kendi etrafında çevrilir.)
Serit
Malzemeler: Haşlanmış et suyu, pişmiş yufka
Eski şekli:
Sacda pişirilmiş yufka rulo yapılır, beşer santim kadar uzunlukta olmak
üzere elle koparılır, kadayıf tepesine (küçük tepsi) dikine dizilir. Sıcak
et suyu gezdirilerek dökülür.
Tabaklara servis yapılmaz, ortadan yenir.
Yeni şekli:
Saçta pişirilen yufka üçgen şeklinde kesilir. 5-6 tanesi bir arada olmak
üzere sıcak et suyuna batırıla batırıla tabaklara servis yapılır.
Karaşar Paçası
Koyun ayağı ya da kellesi ateşte kızgın demirle ütülenerek temizlenir.
Sonra suda haşlanır. Ateşten indirildikten sonra bir bıçakla etler kemiklerden
sıyrılır. Etler yeniden önceki suyuna konularak kaynatılır ve içine tereyağı
eklenir. Pişince içine limon sıkılıp, ekşi erik pestili (daha önce suda
bekletilerek, yumuşatılır), bolca sarımsak dövülüp paçaya konulur ve yemeye
hazır hale gelene dek pişirilir. Karaşar paçasına sirke konulmaz.
Mancar
Malzemeler: Su, acı bestil, tuz, mancar
Yabani olarak yetişen mancar bitkisi toplanır, temizlenir. İnce ince kıyılar.
Kevgirde su akıtıp ovarak yeşil suyu gidinceye kadar yıkanır. Tencerede
su kaynatılır. İçine acı bestil konur. Eriyinceye kadar kaynatılır. Karışıma
tuz, mancar atılarak çorba kıvamında iyice pişirilir. Soğuk yenir.
Dama (dağma)
Malzemeler: Un, tuz, yumurta ve sıvıyağ
Sert hamur yoğrulur, pazılanır. Oklava ile tepsi büyüklüğünde (30 cm çaplı
kadar) alınır.
Yağda kavrulmuş yumurta sürülür. Yeni bir yufka tekrar kızarmış yumurta
olmak üzere tekrarlanarak beş yufka kullanılır. Oklavayla sarılarak rulo
yapılır. Çevire çevire ve üstten bastırılarak oklavadan çıkarılır. Elle
ve yine tepsi büyüklüğünde yazılır. Tepside veya köy fırınında ise tepsisiz
pişirilir.
Kor Gözlemesi
Malzemeler: Yağ, un, ve süt
Su veya sütle katı hamur yapılır, pazılanır. Oklava kullanmadan elden
ele çarparak 10-15 cm çapında yuvarlak açılır. Hafif yağlanır, katlanır,
tekrar elden ele çarpılarak açılır. Hazır kor (dumanı gitmiş kızgın kömür)
üzerinde pişirilir.
Höşmenim
Malzemeler: Süt, kaymak, yağ, şeker ve tuz
Süt, kaymak tavada kaynatılır. Az tuz atılır, un serpilir, karıştırılarak
yumuşak hamur haline getirilir. Yağ eklenir, karıştırılarak kızartılır,
tabağa alınır, bastırılır. Şekerin içinde işlemesi için bıçak veya kaşıkla
ara ara delinir.
Üzerine bolca toz şeker dökülür.
Un Helvası
Malzemeler: Yağ, un, şerbet, fındık, fıstık
Yağ iyice kızdırılır. 500 gr una yağ konur. Ve iyice karıştırılarak kavrulur.
Hazırlanan şerbet unun içine dökülür. Kenarlarından kaynamaya başlayınca
unla birlikte iyice karılır. İçine fındık, fıstık konur.
İşkembe Usulü
Bu konuyu inceledim, çeşitli ziraat mühendisi ve profosörleri ile yaptığım
araştırmada;
İşkembede mesamet deliklerinin bulunması yağın iri tuzla işkembeye doldurulmasının
özelliği, yağın gereksinimi kadar tuzu bünyesine alıp arta kalan fazla
tuzu mesamet deliklerinde dışarı atması ile yağın kendi özelliğini muhafaza
etmesine yaradığı ve böylece serin bir yerde muhafaza edildiği takdirde
yıllarca bozulmadan kullanılmaya devam edilebileceği ortaya çıkmıştır.
Ebem Ekmeği
Malzemeler: Un, su, tuz ve maya
O günleri çok iyi hatırlarım. Eskiden Ankara'da ekmek yapan fırınlar çok
azdı. Her ev kendi gereksinimi olan ekmeği kendisi yapardı. Ev ekmeği
pişiren özel ev fırınları vardı. Bu fırınlar hemen hemen her mahallede
bulunurdu.
Annem de evimizin gereksinimi olan ekmeği kendisi yapardı. Bunun için
fırından bir iki gün önce sıra alırdı. Günü gelince akşam hamuru yoğururdu.
Hamurun içine mayasını atıp yoğurduktan sonra üzerini temiz bir örtü ile
örterdi. Hamur kabarıp taşmasın diye bunun üzerine ağırca bir taş koyardı.
Sabah erkenden eşeğe yakacak odun, hamur tahtası ve öteki malzemeyi koyardı.
Ben de hamur teknesini omzuma alır, birlikte fırına giderdik.
Fırın evinde mahallenin öteki komşuları da olurdu. Orada el birliği ile
ekmeği yapar ve pişirirdik. Pişen ekmekleri yeniden temizlenmiş tekneye
doldurur, eşeğe yükler ve eve dönerdik. Bu ekmeği en az on beş gün yerdik.
Ekmek pişirme günü bizim şenlik günümüzdü. O gün özel bir börek pişirilirdi.
Biz de bu böreğe dama (dağma) derdik.
Onu Gaziantep Pekmezi (Ağda) ile birlikte yerdik.
|