|
SANAT
Ansiklopedinin
birinde sanat aşağıdaki şekilde tanımlanır.
"Sanat, bazı düşüncelerin , amaçların, durumların ya da olayların,
beceri ve düş gücü kullanılarak ifade edilmesine ya da başkalarına iletilmesine
yönelik yaratıcı insan yetkinliği. Sanat ve sanat ürünleri çağdan çağa
ve toplumdan topluma çok farklı biçimlerde değerlendirilmiştir, ama buna
karşın bütün insanlık tarihi boyunca var olmuştur.
Sanat ürünlerinin doğal nesnelerden farkı, sanatın niteliğini de ortaya
koyar. Doğal süreçler (örneğin, kristaller, sarkıt ve dikitler, arı peteği
ya da örümcek ağı gibi oluşumlar) sonucunda ortaya çıkan nesneler bir
anlamda güzel sayılsa da, sanat yapıtı kabul edilmez; çünkü sanatın asıl
özelliği, belirli bir nesne üretmeyi amaçlayan bir etkinlik olmasıdır."
El sanatları Karaşar'ın kültürel kişiliğini yansıtır. Sosyo-kültürel açıdan
önemli yer tutar.
EL SANATLARI
Bakırcılık
Bakır eşya Karaşar'da önemli bir yere sahiptir. Bakırcılık ortadan kalma
el sanatıdır. Aynı zamanla bu sanat türü bir geçim kaynağıdır. Tarih,
folklor, kültür ve sanat açısından balkırcılık incelense çok geniş boyutlar
kazandığı görülür. Çünkü bakır çok eski tarihlerde bile mutfak eşyası
yapımında en çok kullanılan bir madendir. Bakırın kap-kacak ve mutfak
eşyası olarak kullanılması, metalde fizyolojik özelliklerin bulunmasından
ileri gelir.
Kunduracılık ve Mes Sanatı
Atadan kalma el sanatıdır. Kundura; tamamen kösele deriden yapılan, kışa
dayanıklı, atlarına "da kadak" çakılan bir ayakkabı türüdür.
Mes; genç kızların çeyizlerine konulan, gelin olduktan sonra evin içinde
giydikleri, gıcırtılı ses çıkartan, çivilisi olan, deri ve köseleden yapılan
ev içi ayakkabısıdır.
Tahta Kaçıkçılık
Ahlat ağacından yapılan bir el sanatıdır. Atadan kalma önemli bir geçim
kaynağıdır.
Semercilik
Karaşar dağlık bir bölge olduğundan taşımacılık tamamen hayvanlarla yapıldığından,
at ve eşeklere yük taşımaları için semer kullanılmaktaydı. Bu durumda
semerciliğin halk el sanatı ve geçim kaynağı olarak revaç görmüştür. Bu
nedenle bir sülalenin lakabı "Semerci Evi" olarak anılmaktadır.
Marangozluk
Karaşar ormanlarda çevrili bir bölgededir. Marangozluk sanatı; ev yapımında
ve kapı, pencere yapımı, ot sürmede de kullanılan sapan yapımı vb. Araç
gereç yapımında önemli bir yere sahiptir.
Dövencilik
Bölgede çam boldur. Çam ağacı ürünleri sanayinin her alanında kullanılmaktadır.
Yani inşaat ve mobilyacılık sektöründe kullanıldığı gibi, tarım alanında
da çam ağacından yararlanılır. Tarım alanında kullanılan "Döven",
çam ağacının tahtasından yapılır. Harman makineleri çıkmadan evvel, buğday,
arpa, nohut, mercimek tanelerinin ve samanının ayrışmasını sağlamak için
kullanılan araca döven öteden beri Karaşar bölgesinden sağlanmaktadır.
Karaşarlı ustalar yaptıkları dövenleri, hayvanlarla ova köylerine, ekimi
bol olan yerlere götürerek satarlardı. Döven satımından sağlanan parayla
da yıllık gereksinmelerini karşılamaya çalışırlardı. Keza çam ağacından
"Esan" (at arabalarının dingili) da yapılıyordu. Bunu da Karaşarlı
ustalar dövende olduğu gibi ova köylerine satıyorlardı. Döven ve esan
olacak çam ağacı ormanın en iri ağacıdır. Ne var ki, orman yasasına göre
çam ağacının izinsiz kesimi yasaktır. Kesim sırasında yakalanan köylüler
ya rüşvet vererek kurtulmaya çalışırlar ya da mahkemede yargılanırlardı.
Bu suçtan ceza alanlar da olmuş. Kısacası, döven ve esan işiyle uğraşanlar,
her türlü riski, sıkıntıyı ve cezayı göze almak durumundaydı.
Çorap Örme Sanatı
Koyun yününden eğrilerek elde edilen ipliklerden, kök boylarıyla değişik
renklerle boyanarak, beş şiş veya şişle örülen, süslemeli ve desenine
göre adlar alan ve hala günümüzde revaç gören bir el sanatıdır. Genç kızların
çeyizlerinde önemli bir yere sahiptir. Çeyizlerde muhakkak en az 20-30
çift değişik sanatlı çoraplar ve patikler yer alır.
Değirmen
Karaşar'dak i Sipahi Çayının suyu, bir gözlü (taşlı) değirmeni döndürecek
güçtedir. Bu nedenle dere içinde tek gözlü (taşlı) su değirmenleri yapılmıştır.
Bu değirmenler yalnızca un öğütmektedir.
Bulgur evlerde kaynatılır, güneşte kurutulur. Kadınlar, bulgurlarını dibekte
döverek kepeğini ayırırlar. Daha sonra el değirmenlerinde öğütürler.
Ayıngacılık
Ayınga, kıyılmış ve içim konumuna getirilmiş tütündür. Bu tütünü gizli
satanlara, bir başka deyişle, kıyılmış tütünü üreticisinden gizli alan
ve satan kişilere 'Ayıngacı' denir. Vergisi ödenmemiş ya da resmi kurum
ve makamlardan gerekli izni alınmamış eşyanın gizlice satılması işlemi
kaçakçılıktır. Eskiden bölgede ayıngacılık yapanlar vardı. Ayıngacılık
yapılmasının en önemli nedeni ekonomi.
Bilindiği gibi üreticinin tütününü yalnızca devlet satın alır. Ancak,
devlet, satın aldığı ürünün bedelini geciktirir ya da parça parça öder.
Bu durumdan mağdur olan üreticiler, ürünün bir kısmını devlete satar,
kalanını da gizlice kıyarak satmak yoluna gider. Karaşar bölgesinde yaşayan
bazı kişilerin ayıngacılık yaptığı söylenir. Ancak ayıngacılığın bölgede
yaygın olduğu söylenemez.
GÜZEL
SANATLAR
Günümüzde
sanat Atatürk'ün önderliğinde hız kazandı. Avrupa'daki düşünce ve sanat
hareketleri bilinçli ve duyarlı bir biçimde izlendi. Bu, Cumhuriyetin
kültür ve sanatını yaratma yolunu açtı.
Resim
Yurdumuzda batılı anlamda resim anlayışı 19.yüzyılda gelişmeye başladı.
1910'lı yıllarda sanat eğitimi için birçok sanatçı Avrupa'ya gitti. '1914
Kuşağı' olarak anılan sanatçılar, Cumhuriyet dönemi resim sanatının gelişmesinde
etkili oldu. 1930'ların başlarında Halkevleri kuruldu. Halkevlerinin Anadolu'da
halk sanatı ve kültür araştırmaları birçok sanatçının bu konulara eğilmelerine
yol açtı. Ayrıca bazı sanatçıların kurdukları 'D Grubu', Türk sanatının
Avrupa'daki yeni akımlar doğrultusunda geliştirilmesi ve ortak bir anlatım
dilinin oluşturulması için çalışmalara başladı.
Heykelcilik
Osmanlı Devleti'nin son yıllarında kültürel anlamda Batı ile yakınlaşma
başladı. Sanat dallarında olduğu gibi heykelcilik alanında da gelişme
görüldü. Cumhuriyet döneminde de heykelcilik sanatının geliştirmesi için
çalışmalara devam edildi.
Seramik Sanatı
Cumhuriyetin ilk yıllarında seramik alanında yurt dışına sanatçılar gönderildi.
Eğitim gören bu sanatçılar yurda döndükten sonra özgün çalışmalara yöneldiler.
Toplumda sanata olan ilgiyi artırdılar.
Yurdumuzda seramik sanatı hızla gelişti ve son yıllarda uluslararası başarı
kazandı.
Fotoğraf Sanatı
Yurdumuza 1850'lerde giren fotoğraf sanatı, Cumhuriyet döneminde basında
yerini aldı. Fotoğraf sanatçısı ayrıca, ülkenin yaşamını, insanını, doğasını,
tarihini görüntülemeye başladı.
Karikatür
Yurdumuzda karikatür 19.yüzyılın ikinci yarısından itibaren gelişmeye
başladı. Cumhuriyetin kurulması ile karikatür sanatı da önem kazandı.
Türk Süsleme Sanatları
Süsleme sanatları yüzyıllar boyunca Türk kültür ve sanatında önemli bir
yer tutar. Orta Asya'dan Anadolu'ya taşınan bu sanat dalı, Selçuklu ve
Osmanlı dönemlerinde önemini korudu.
Cumhuriyet döneminde de süsleme sanatına verilen önem arttı. Devlet Güzel
Sanatlar Akademisi'nde Türk Süsleme sanatı bölümü açıldı.
|